Nehrin güneyinde, kentin unutulmuş, gözden çıkarılmış dış çeperlerinde, kendi kaderine, büyüme mi, çürüme mi olduğu kestirilemeyen kaderine terk edilmiş mahalleler boyunca sabırla yolunu arayan bir ziyaretçi, her daim çamurlu ve loş sokaklardan birinde aradığı binayı bulur. Kaç kez yenilenirse yenilensin, ne denli ustaca restore edilirse edilsin, bakımsız görünümlü, epeyce çirkin bir binadır bu ve sanki her restorasyonla daha da sıradanlaşır, görünmeze karışır.
Continue reading “Hiç Susmayan Bir Sözcük”Tutanak 2, ‘Bu Senin Baban’
‘’Bu senin baban’’
Alıntılamayı sürdürüyorum: Gazete haberlerinden, tanık anlatımlarından, ailelerin açıklamalarından, yetkililerin demeçleri ve duvar yazılarından…
‘’Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sokağa çıkma yasağı 96. gününe girerken, ilçe tank ateşiyle aralıksız şekilde dövüldü… Hafta başında ilçeden çıkan 19’u çocuk— biri Elif Su adlı bebek— 44 kişi hala gözaltında… İdil’de sokağa çıkma yasağı 19.gününe girdi.’’(6 Mart)
Büyük Korku Ülkesi
Zor. Yazmak, isabetli sözcükleri aramak, sorularla yanıtları sıralamak, reçeteler sunup noktalar koymak… Dinlemeye, duymaya, bakmaya bile mecalimizin kalmadığı günler, geceler… Ya havsalamız gerçeği bütün boyutlarıyla kavrarsa korkusuyla gözlerimizi kaçırıyor, hayati meseleleri hasıraltı ediyor, bir hayale ya da umuda tutunmaktan, gelecekten taleplerde bulunmaktan kaçınıyoruz. Açıklanamaz bir suçlulukla, art arda gelen ölümlerin yasını tam tutamamanın ya da sağ kalanlar arasında olmanın suçluluğuyla, kısacık bir neşeden ya da coşkudan utanıyor, hayatın vaatlerine şüpheyle kızıyoruz.
Continue reading “Büyük Korku Ülkesi”Tutanak ya da Bir Torba Kül
Sadece alıntılıyorum. Şubat ve Mart ayı gazete haberlerinden, basına yansımış raporlardan, milletvekillerinin, doktorların açıklamalarından ve sağ kurtulmuş bir tanığın anlatımlarından…
‘’ O sokakta, birkaç binada toplam 70—90 insan var. Telefon kayıtları var, isim listelerini hükümete verdik. Sokak 20 günden beri tank ve toplarla kuşatma altında…’’ (Şubat) ‘’AzadiyaWelat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rojhat Aktaş’ın haber takibi için Cizir’de bulunduğu, telefonda kolundan yaralandığını, durumunun ciddi olmadığını söylediği…’’ (Şubat)‘’Aktaş’ın hayatta olup olmadığına dair bilgi alınamıyor.’’ (10 Şubat)
Hayat denilen
“Anlatmak istiyorum seni, kırmızı toprakla ya da altınla değil, mürekkeple elma ağacı kabuğundan.” (Rilke)
Bembeyaz suskuyla çerçevelenmiş matem yazıları. Gri—kara mürekkep, yeniyetme yapraklarıyla yanan elma ağacının kabuğu. Kırmızıya boyanan toprak.
Yürüyorum, sokaklar, çamurlu kaldırımlar, çıkmazlar boyunca, dolambaçlarından, yol ayrımlarından geçip gidiyorum gecenin, yakında diyor Rilke, yakında o ülke… Adımlar, yollar, mesafeler… Bir koridor uzanıyor kuşatılmış kente doğru, genç bir kadın dikenli teller boyunca yürüyor, yakında diyor Rilke, hayat denilen o ülke…

