Bir zamanlar Avrupa’yı fazlasıyla meşgul etmiş bir “Yahudi sorunu” vardı. Bu sorunun çözümü, “nihai çözümü” adına Nazilerin neler yaptığını bugün hepimiz biliyoruz. “Yahudi sorununun” anti—Semitizm sorunsalına kaydırılmasında önemli isimlerden biri Sartre. 1946’da yayımladığı “Anti—Semit ve Yahudi”de çok bilinen bir yorumu alıntılamıştır: “ABD’de bir Siyah sorunu değil, yalnızca bir Beyaz sorunu vardır.” (Anti—Semitizmle savaşmanın öncelikle Yahudi olmayanların görevi olduğunu söylüyordu Sartre, çok tartışılan bu metinde…)
Continue reading “Alıntılar”Pazar görüşmesi
Bir yaz günü öğleden sonrasında, uzun bir masada buluşmuş üç kadındık. Farklı coğrafyalardan gelmiş, farklı geçmişleri sırtlanmış… Perdeleri çekilmiş pencereden sokağın sesleri akıyordu. Yoğun, duru, acılı bir bakışla süzdü beni, anadilinde selamladı. “Hediye Aksoy’un annesi. Türkçe bilmiyor. Ben çevireceğim.” Aramızdaki masa ansızın devleşen bir engel, bir sınır çizgisi gibi.
Continue reading “Pazar görüşmesi”Tekrarlar
Tekrarlardan, çevrimlerden, yeniden denemelerden ibaret gibi görünse de, geri—dönüşsüz, acımasızca geri—dönüşsüz olabilen hayat… Son bir haftada, gencecik bir çocuk daha kendini yaktı. Hepimizden çok onlar, barış adına yananlar adına, yineliyorum: “Eğer seni bu yeryüzü unutursa, de ki sessiz duran toprağa: Ben akıyorum. Hızla akan suya da: Ben varım.”
Perşembeden cumaya mı geldik katliamların kıyısına, diye sormuş, şiddet çarkının nasıl döndüğünü anlamak istiyorsak, sayıların da bir şeyler anlatacağını söylemiştim. 2011 ilk altı ay: PKK’nin eylemsizlik döneminde süren operasyonlarda askeri kayıplar:12 ölü,43 yaralı. PKK: 49 ölü, 3 yaralı. Faili meçhul ve yargısız infazlar: 11. Tutuklamalar:1145. 335 toplumsal müdahalede 762 yaralı. Açılan toplu mezarlarda bulunan ceset sayısı: 1330. Kimin nasıl sabote ettiğini araştırdığımız barışma sürecinin istatistikleri…
Continue reading “Tekrarlar”Hukuki yazı, külhani yazı
Gene geciktim, siyasi, insani diye başlayan yazımın ‘hukuki’ bölümüne ancak gelebildim. Bu arada, kendi çapımda derinleştirdiğim TMK incelemesi sonucunda gördüm ki, ben bu eleştiri işine, bu sağlık durumunda hiç bulaşmasam daha iyi! Tek bir yazıyla, cümleyle, hatta üç noktayla bile, yalnızca tek bir örgüt adına değil, gelmiş geçmiş bütün Marksist, Leninist, Stalinist, Makyavelist vb. örgütlerin propagandasını yapmak işten bile değil. Yazmak dahi gerekmiyor… Korkarım ki, telefon konuşmalarımda ve SMS’lerimde, Baader—Meinhof, FKÖ, İspanya ve Fransa Komünist Partileri, Brezilya Topraksızlar Hareketi, en utanç vericisi Nazizm propagandası yapmış olabilirim. (Hangi şeytana uyup Rudolf Hoess’in anılarından söz açtım? Telefonun kesik olduğu günlerde de susarak ‘örgüt tavrı’ göstermiş olabilir miyim?) Fotoğraf filan da varsa…
Continue reading “Hukuki yazı, külhani yazı”Siyasi—insani
”Bu tekme tokat yağmurunu durdurabilmek için ne kadar erdem gerekeceğini tahmin edebiliyor musun?’’ Tekme tokat yağmurunu durdurmak için ne kadar erdem, umut, düş gücü, düşleme gücü gerekiyor? Sırtlanacak daha ne kadar acı, seslenilecek ne kadar yarın, başka hayatlarda yollarına devam edecek ne kadar sözcük…
Başka türlü de başlayabilirdim: ’Kürtlerin’ çalınacak başka neyi kaldı? Temsili demokraside— adı her neyse— her şey demek olan oylarından başka? (Tırnak işaretini kullanmam bunu etnik kimlikle sınırlamak istemeyişimden… ’Yahudi olmak bir histir,’ demiştim. ’Azınlık olmak bir histir, diye düzeltti bir okurum.) Temsil hakkına el konanlar sadece Kürtler değil, eşitlik ilkesini savunan herkes desem, abartmış olur muyum? Aslında ne söylesem az kalıyor, gerçekdışı tınlıyor.
Continue reading “Siyasi—insani”
