“Açılıyor zamanın yara izi…
Ve bütün ülkeyi kana veriyor—”
Bir şiir. İki dize. İntihar etmiş bir şair, tireyle kesilmiş dize. Yaprak yaprak ayrışmış bir kitaptan çıkıp gelen, gecede seslenen, gecede susan sözcükler… Unutulan, hatırlanan, sırlarla dolu bir avuç gibi açılan dizeler. Hatırlanan, bir kez, bir kez daha unutulan… Kapanmayan bir yaranın izleri bellekte —içinden çıkıp geldikleri geceye geri dönen sözcükler. İnsanların ve kanın, denizin ve toprağın, açlığın gecesi… Bellek: kabuk bağlamayı reddeden yara. İçinden çıkıp geldikleri suskunluğa bürünen sözcükler. Toprağa ve çamura, kana ve suskunluğa…
Continue reading “Hayat”
