Suçluyuz

Ne yazmalı? Yazı(n) ne yapabilir, neyi ‘söze’ dökebilir, bu dünyayı, hangi dünya adına dönüştürebilir? Gerçeğin ne kadarına dayanabilir? Gecenin üçü, yağmur bir kesilip bir başlıyor, şiddetleniyor. Taşlara çarpa çarpa akıp giden saniyelerin sesi duyuluyor sanki. Her zamanki yerimde, bir çadıra girercesine girdiğim kendi gecemdeyim. Karanlıkla birlikte koyulaşan, bütün çıkışlarını kapatan darboğazında ‘ebedi’ soruların… ’Yazı, ya yargıdır, ya da çığlık.’

Continue reading “Suçluyuz”

Athena— Kötü çağların başı

Cinsiyet ayrımcılığı, ataerki, fallosantrizm, erkek şovenizmi… Birebir aynı anlama gelmeseler de, kopmaz bağlarla bağlanmış, iç içe geçmiş, iç içe ve topluca akan, yoluna çıkan her şeyi kendine katan kavramlar… Şovenizm, ayrımcılık, ırkçılık, militarizm… Mutlak sınırları çizilemeyen, sürekli dönüşen, ayrışan, katmanlaşan, kendini ve bir diğerini inşa eden, ama bir zincirin halkaları gibi eklemlenmiş, bütün eşitsizlikleri doğalmış gibi, öncesiz ve sonrasızmış gibi gösteren kavramlar… Hem içeriden, hem dışarıdan kuşatan, kelimelerin değil, bizzat tarihin oluşturduğu zincirler…

Continue reading “Athena— Kötü çağların başı”

İlk Işık, İlk cümle

Bir ilk cümle, bir başlangıç… Diğerleri gibi tamamlanmamış kalacak, tantanalı uğultusunda dünyanın, dağılıp yitecek, suskunluğa doğru bir basamak daha inecek bir yazı için… Devraldığı sözü, soluğu ya da çığlığı, bir başkasına devredecek. Sabah olmuş, diye başlayabilirdim söz gelimi, gün ışığına uyandım. Mutluluğun ya da mutsuzluğun çok ötesinde bir yerlerde uyandım. Gece bitmiş, hiç vazgeçmeyecekmiş gibi duran karanlık geri çekilmişti.

Continue reading “İlk Işık, İlk cümle”

Athena’nın gizli çekiciliği

13 Nisan Pazar günü, Militarizm/ Antimilitarizm üzerine bir dizi panel düzenlendi. Militarizmin siyasi, kültürel ve toplumsal boyutları, savaş politikaları, savaş karşıtlığı ve anti—militarizm, vicdani ret hakkı ve Türkiye’deki vicdani retçiler, TCK 318 (halkı askerlikten soğutma) gibi konuların mercek altına alındığı bu panellerde, benim de ‘ataerkillik ve militarizm’ üzerine kısa bir sunumum oldu. Şiddet türleri, ‘kadına’ ya da ‘ötekine’ uygulanan şiddet, kadın cinayetleri, devlet ve şiddet ilişkisi, vicdani ret üzerine yazmayı hedeflediğim birkaç yazıya giriş olabilmesi adına, bu sunumdan cümleler aldım. (Notları için Gülsüm Ekinci’ye teşekkürlerimle…)

Continue reading “Athena’nın gizli çekiciliği”

Kötülük üzerine

‘İnsanları kandırmak, kandırıldıklarına ikna etmekten çok daha kolaydır.’ Geçen hafta alıntıladığım bir cümle, kaynağını not etmemişim. Sanırım ilki gururlarını okşar, ikincisiyse kırar! Ya insanlar kandırılmayı kendileri seçerse? Gerçek var oluş koşullarına ancak yalanlar yoluyla katlanabilirse… Yoksulluk, güvensizlik, aşağılanma, belki en korkuncu çaresizlik, beyhudelik hissi… Başkaldırı seçeneğini tanımamış, her başkaldırının bozgunla, çok daha ağır baskılarla sonuçlanacağına koşullandırılmış insanlar, yani geniş kitleler, ellerindekine sıkı sıkıya yapışmak, bulduğunu yitirmemek adına onu boyunduruk altına alanla işbirliğine girme eğilimindedir.

Continue reading “Kötülük üzerine”