Hayatın Sessizliğinde

Hızla çekip giden onca şeyin, herşeyin içinden, birtek kendi yüzün dönüp bakar geriye..

İlk Cinayet
Eskiden, çok eskiden, asla geri gelmeyecek altın çağda, sonsuzluk henüz çarpıp durmamışken zamana, ışık vardı. Söz vardı. Sözün geldiği yürek. Toprak ve suret. Ama hiçbiri yetmedi insanların dünyasının filizlenmesine. Parçalamayı öğrendi tanrılar. İlk cinayet işlendi, kardeş kardeşi öldürdü. Kan suya karıştı, ışık çığlığa..Daha doğmamış olan, sonsuza dek ayrıldı ölenden,s öz koptu yürekten, suret unuttu yüzü. Kırmızı bir perde gibi gerildi kan, ölümle yaşam arasına..Bunun içindir ki hep eksik, hep tamamlanmamış kalacak hayatımız, her gün bir tanrı başka bir tanrıyı boğazlayacak içimizde ve her gün yeniden yaratacağız kendimizi, kanla düşlerin evliliğinden.

188 sayfa

İlk Baskı Yılı, 2005

Bir Kez Daha

Yolculuk, yazma ya da okuma eylemi için sıkça kullanılan bir metafor. Bu “yolculuk” göl kıyısında tatlı bir gezinti olarak gerçekleşebilir, ayak izlerimizle dolu tanıdık bir kentte de, geçmişin soğuk bir dip akıntısı gibi sızdığı “şimdi” de, benlik ile dış dünyanın kaygan sınırında da. Hangi labirente dalarsak dalalım, eninde sonunda karşımıza “İnsan” çıkar.

185 sayfa

İlk Baskı Yılı: 2014

Bir Delinin Güncesi

Merkezin, tüm merkezlerin dışına kaçan, yalnızca kendi çekim alanlarında savrulan, sık sık kendi kara deliklerine düşen yazılardı bunlar.Hayatta herşeyi acemice yapan, ölçü ve stratejiden anlamayan, bir türlü “dediğim dedik” (köşe yazarlarına çok yakıişan “kodum mu oturturum!” tavrı) olamayan, travmalarını fazlaca ele veren birinden beklendiği gibi…

166 sayfa

İlk Baskı Yılı: 2012

Staden i den röda kappan

Asli Erdogans andra roman på svenska, Staden i den röda kappan, hyllades av en enig kritikerkår när den först utkom. Erdogan intervjuades i samband med utgivningen också av Babel, Kulturnyheterna, DN, SvD samt Efter tio på TV4 där hon fascinerade med såväl sitt författarskap som sitt eget förföljda livsöde i hemlandet Turkiet.
I Staden i den röda kappan är Rio de Janeiro lika mycket en karaktär som huvudpersonen Özgür. Det skitiga, farliga, dansande, våldsamma och tropiskt heta Rio där turkiska Özgür knappt lyckats överleva i två år. Nu har hon som enda mål att slutföra sin roman Staden i den röda kappan. Staden i den röda kappan, är ett starkt och intensivt kvinnoporträtt skildrat genom Erdogans magiska prosa och bildvärld.

Antal sidor: 213

Förlag: Rámus, 2010

Read the Reviews

Градът в алена пелерина

Йозгюр е бедна, гладна и на ръба на психически срив, с едно-единствено оръжие срещу Рио: да напише града, който ѝ е отнел всичко. Докато четем фрагментите от нейния незавършен роман (правилно се досещате, заглавието му е „Градът в алена пелерина“), който се превръща в „роман в романа“, нейната лична история постепенно добива контури.

В същото време, разказвачът описва един ден от живота на Йозгюр, който се оказва и нейният последен. Докато самата тя следва героинята на романа си Йо през фавелите, обредните ритуали на Кандомбле, насилието и сексуалността по улиците към собствената си смърт, разказвачът търси начин да се помири с живота, като път към катарзиса. Двата концентрични романа, границите между двата Рио – Рио на Йозгюр като метафора за смъртта и Рио като живот – започват да се размиват.

Брой страници: 166

Издателство: Парадокс, 2018